BÜZÜLME ve BANDIRMA KÜLTÜRÜ
Bu içerik 02 Aralık 2015 09:09 tarihinde eklendi ve 1.388 kez okundu

  Sabahın erken saatleri; bir Tekirdağ günü daha başladı. Şafak sökeli bir saat kadar oldu. Bir türlü eski haline getirilmeyen, içinde yarım yamalak şelale görüntüsü olan basamaklardan sahile doğru ilerledim.

 Tekirdağ’ın hatırlanacak en güzel yerlerinden birisi basamaklar olacakken, henüz belediyemizin bir türlü elinin değmediği yerden günden birkaç kez geçiyorum. Sabahın en tenha zamanındayım; esnafların birçoğu dükkânını açmamış daha.

 Asır Cafe’nin hemen önündeki bankta bir adam yatıyor. Gecenin devamı olan uykuda mı, yoksa sabahın erken saatlerinde şehrimize inan bir yolcumudur bilinmez. Sağlam paltosunu üzerine örtmüş. Ayakkabıları ayağında. Vücut ısısını kaybetmemek için büzüle bildiği kadar büzülmüş.

 Büzülmek neredeyse bütün canlıların tercih ettiği bir yaşam kültürü… Uyumak için yatan hayvanlardan tutun da, kış uykusuna yatan bir ağacın, bitkinin tohumuna kadar; içindeki canlı yaşamı saklamak, onu korumak için büzülür.

 Yaşam böyle bir şey; varlığını var etmek için küçülür. Ve sonra, güneşin, yağmurun yardımıyla genetik yapısının büyük onurlu ricasıyla küçücük bir tohumdan kocaman bir ağaç çıkıverir ortaya. İnsanın görünmeyen hücrelerini de düşünürsek; o küçük şeylerden bir insan oluşumu, o insanın neredeyse tüm dünyanın gidişatını değiştirecek büyüklükte, önemde üretkenlikler, tüketimler içinde oluşuna tanıklık ediyoruz.

  Bandırma kültürü de öyle; insanın en yoksul, yiyeceğin en kıt zamanlarında yine insanın var ettiği bir alışkanlık; bir yaşam; yaşama ve yaşatma alışkanlığıdır. Y ve Z kuşağı pek bilmese de, X kuşaklarının hatırlayacağı bir şey; yokluk, yoksulluk… Pantolonların yamaları, ayakkabıların sökükleri ve sofraya konan bir tas tarhanaya uzanan sekiz on kaşığın aynı anda yaşama uzanan sıcak alış verişleri…

 Sofrada ister tarhana olsun, ister fasulye yemeği; en yoksulun bile bol olan ekmeği ve bandırma kültürü girerdi devreye. Tabakta ki yemek bitse de, onun kırıntılarına uzanan koca bir yudum, tabağı yıkarcasına sıyırır. Tabakta kalan birkaç damla yağ, yemek artığı ekmeğe lezzet verecek ve ekmek en kıymetli yaşam lezzetine dönüşecek…

 İnsanlığın gelişimi, değişimi yoklukların sayesinde bugüne ulaşmıştır. Yaşadığı yerde suyu olmayan su olan yerlere göç etme sayesinde göç kültürünü, göçebelik sanatını gerçekleştirmiştir. Gittikleri yerde başka insanlarla buluşma, kaynaşma veya savaşma sanatını da icat etmişlerdir.

 Geçmişin dönüşümü yokluklar üzerineyken, bugünün gelişimi, dönüşüm ise tüketim ve zenginlik üzerine. Araştırma ve Geliştirme Çalışmalarının biricik amacı; o icatlara para ayırmış insanların daha çok para, unvan, güç kazanması üzerine çılgın bir parti çığlıklarına dönüşmüş gibi…

Şafaktan biraz sonra banka uzanan adam büzülmüş yatıyor. Ayaklarını başına çekebildiği kadar çekmiş. Bir geceyi daha atlattı. Üzerindeki paltonun kalın ve sağlam oluşu, büzülme sanatını iyi yapması onu geceden güne taşıdı.

 Tıpkı geçen gün lokantada çorba içen bir adamın kaşığına çok az çorba doldurup, çorbadan fazla ekmeğe sığınması, çorba bittikten sonra, tasın içinde kalan çorba artıklarına birkaç koca yudumu bandırarak yemesi gibi; hepsi yaşama hizmet ediyor…

 Yaşam ve yaşatmak oldukça pahalı ve lüks haline geldi. Çünkü her şey insanları karamsar yapmak, yaşamdan küstürmek adına yarışıyor. Televizyon haberlerinden tutun da, politikacıların soylu tartışmalarına kadar…

 En ilkel yaşamları aşıp bugüne gelmiş insan; bugünün kalabalık nüfusunda en ucuz cana dönüşmüş durumda. Sadece ülkemizde trafikte;bir yılda, beş bine yakın insan ölürken, iş kazalarında ölenler çoktan binlere ulaşmışken; ne bir emniyet kemeri, ne bir gerçek manada tedbir ve içtenliğin, kararlılığın yasaları giriyor devreye; yaşam ve yaşatma oldukça pahalı ve insan oldukça bol nasılsa…

 

 

 

 

  

Yorumlar (0)

Diğer Makaleleri

Güven SERİN

KÖY OCAĞI

01 Temmuz 2019 15:11 | Hit: 373

Güven SERİN Tüm Yazıları

Güven SERİN

AMMAN AMMAN; OFF

14 Haziran 2019 09:43 | Hit: 419

Güven SERİN Tüm Yazıları

Güven SERİN

ESKİ ve YENİ BAYRAMLAR

08 Haziran 2019 12:55 | Hit: 515

Güven SERİN Tüm Yazıları

Güven SERİN

AŞİYAN’DA BİR ŞAİR ve ŞAİRLER

12 Aralık 2018 13:57 | Hit: 1.431

Güven SERİN Tüm Yazıları

Güven SERİN

ÇIPLAK DAĞDA BİR GECE

25 Kasım 2018 12:35 | Hit: 1.189

Güven SERİN Tüm Yazıları

Güven SERİN

YOLCULUK (İnsanın Öncüsü Olan Özgürlük)

01 Ağustos 2018 19:11 | Hit: 1.255

Güven SERİN Tüm Yazıları