SAĞLIK, İLLA?
Bu içerik 13 Kasım 2015 15:47 tarihinde eklendi ve 1.340 kez okundu
SAĞLIK, İLLA?

  Canlı olmanın, bütün kalabilip huzurla yol alabilmenin en güzel yanıdır sağlık… Bir türlü kaybedilmeden kıymeti bilinmeyen, hatta kaybederken bile tam olarak hangi hazineyi kaybettiğimizi bilmediğimiz yüce şey…

  Zaman akıp gider… İnsanın kendi algılarıyla, hisleriyle bir türlü yakalayamadığı zamanın doğum, yaşam ve ölüm süreci; muazzam bir yolun yolculuğudur. Masallar, efsaneler, dinler ve bilimin hiç durmadan peşinden koşup yorumladığı şey…

 Hiçliğin içinden kurtulmanın ne güzel yoludur; yaşamın içinde, yaşam oyalanmalarıyla teselli bulmak ve aramak… Hele yazın dünyası içindeyseniz, bilinen okuyucuya ulaşmadan öte bir öğrenme ve öğretme döngüsü içinde koşmanın yüce sancıları, marifetli coşkuları içinde görmek, dinlemek, yürümek, dokunmak zanaatıyla sanatçı eserlerine dönüşmek istersiniz.

  Yağışlı günler derken, güneşli bir gün; günler içinde güneye Antalya’ya süzüldüm. Dünyanın, şehirlerin küçüldüğü bir zamanda şans ve şansızlığın eşelenmesini düşünürken sımsıcak bir sonbahar günü… Güney sahilimiz, turizmin merkezi olan şehir 1 milyon nüfusunu çoktan aşmış.

 Daha yolda bedenimin, özellikle gözümün ve belimin uyarılarıyla yol aldım. Sol gözümün kapakçığı şişmeye başladı. Belimin ince ağrısı “ sende insansın” etten, kandan, kemikten ve hücrelerden oluşmuş yaşam bütünlüğümün hatırlatışını yaptı.

 Güney yolculuğumun programı oldukça dolu… Antik Likya yürüyüşü, Antik kentlerin ve müzelerin ziyareti, Ara Güler ve Picasso sergileri ve şehir tiyatrolarında Şaşkın Koca oyununun izlenmesi…

 Her zaman olduğu gibi Kaleiçi; çitlenbik ağacının, begonvillerin, yasemin çiçeklerinin yaşadığı yere yakın, taş ve tarihi evlerin, pansiyonların olduğu yerde kaldım. Falezler yabanıl yaşamın Akdeniz’e süzülüşünü her daim anlatıyor. Akdeniz, Toros Dağlarıyla o büyük, gizemli dansını milyon kez, milyar kez tekrarladığı gibi tekrarlıyor.

 Gözüm; sol gözümün kapağı iyice şişmeye başladı. Gecenin içinde nöbetçi eczane arama ve yorgun bedenimin soğuk bir birayla ödüllendirmesine kanmasıyla son buldu. Gün ola yarın ola, anlayışı içinde sazın, gitarın ve baterinin canla, başla içtenlikle ezgilerin insana akan, antik kentlerde limanla şehir arasındaki yolun yolcusu misali…

  Günün ışıldamasıyla birlikte ışığa süzülen sol gözümün şişkin haliyle en yakın eczaneye gittim. Yorgun bakışlı eczacı adama gözümü gösterdim. Teşhis tahmin ettiğim gibiydi; Arpacığın bir çeşidi. Gözüm enfeksiyon kapmış.

 Eczacın gözüme bakıp ilk sözü ; “ İTDİRSEĞİ” tanımlaması oldu. O kadar hızlı söyledi ki birkaç kez sormak zorunda kaldım. Söylediği sözcüğü Latince bir tanımlama gibi anlasam da, sonradan bir başka halk diliyle itdirseğini anlattığı anlaşıldı.

 Koruyucu ve mikrop öldürücü merhemler çoktan çikolata fiyatına inmiş. 7 TL’yi ödeyip iki merhemi aldım. Sağlığa giden yolun en büyük yardımcısı ilaçlar… İnsanın, uygarlığa kavuşmadığı zamanlardan başlayan şifalı otlar, sular, tütsüler, dualar sonunda bilimle buluştu.

 Bilimin canlı hayatındaki önemi oldukça büyük… Birkaç hapın, küçük bir merhemin, bir şişe şurubun nelere kadir olduğunu, neleri başardığını biliyoruz.

 Bilim dünyasının yanılgıları, yanlışları olsa da, aradığı biricik şey; en doğru, en sıhhatli gerçektir. Bilim, gerçeklerden beslenir. Tıp bilimi, matematik gibi net sonuçlar vermese de hiç durmadan ilerliyor. Tıp sanayi askeri sanayilerle yarışacak kadar büyük…

 Uygar ülkelerin en büyük hedefi insan denen canlının daha doğar doğmaz sağlıklı bir şekilde büyütülmesi. Büyütülmenin içinde en önemli seçimler elbette, beslenme, spor ve diğer etkiler göz önünde bulunduruluyor.

 Beslenmeyi, sadece midesel düşünmek büyük saflık olur. Ruhsal beslenmenin önemi oldukça büyük… Bu yüzden, ruhsal besinlerin, daha bebekken, okul çağında çocukken insan denen canlıya büyük etik ettiğini ortaya çıkaran sihir; yine tıp bilimidir. İnsan psikolojisi midesel beslenmeyle birlikte ruhsal beslenmeye de muhtaçtır…

 Çocuklar okul yollarında ezilmeden, büzülmeden, güle oynaya yürürse, teneffüslerde bol zaman ayrımı içinde toprağın, çiçeğin, ağacın, müziğin, sporun kovuşumu yaparsa yaşama sağlıklı toplumlar olarak akıyor.

 Sağlık illa… İtdirseğim iyileşmişe benziyor. Belimin ağrısını da şimdilik biberiye yağı ve Doğa Irmağın usta ellerinin masajıyla idare ediyorum… Büyük şey; sağlık…

 

 

 

 

 

 

 

  

Yorumlar (0)

Diğer Makaleleri

Güven SERİN

ASSOSLU ÇOBAN

18 Ekim 2019 09:37 | Hit: 237

Güven SERİN Tüm Yazıları

Güven SERİN

KÖY OCAĞI

01 Temmuz 2019 15:11 | Hit: 380

Güven SERİN Tüm Yazıları

Güven SERİN

AMMAN AMMAN; OFF

14 Haziran 2019 09:43 | Hit: 448

Güven SERİN Tüm Yazıları

Güven SERİN

ESKİ ve YENİ BAYRAMLAR

08 Haziran 2019 12:55 | Hit: 521

Güven SERİN Tüm Yazıları

Güven SERİN

AŞİYAN’DA BİR ŞAİR ve ŞAİRLER

12 Aralık 2018 13:57 | Hit: 1.440

Güven SERİN Tüm Yazıları

Güven SERİN

ÇIPLAK DAĞDA BİR GECE

25 Kasım 2018 12:35 | Hit: 1.192

Güven SERİN Tüm Yazıları