Davan Yoksa Okuma!
Bu içerik 16 Mayıs 2018 09:50 tarihinde eklendi ve 1.899 kez okundu

Eskisinden daha çok yanıyor canım.

Anıyor gönlüm Mescid-i Aksa'yı

Arıyor gözüm ümmeti Muhammed'i (sav)

Dalıyor nefis dünyanın derdine

Çoğalıyor ah'lar, dünyanın derdi ne?

Katılmış olduğum 'Ecdada Mektup' yarışmasının ödülünün hep İspanya gezisi olduğu söylendiği halde, aylar sonra bir anda gelen telefonla bambaşka ülke olduğunu öğrendim. Hangi duanın aminiydi bu ülke bilmiyorum ama Kudüs için çalan telefonu ses tonumu kontrol edemeyerek teşekkürle kapattım.

Gidiyordum!

Nereye mi?

Mescid-i Aksa'ya, Kubbetüs Sahra'ya, Hz. Yakup'un Hz. Yusuf'un, Hz. Ömer'in, Hz. İbrahim'in, Hacer annemizin diyarına.

Nereye mi?

Miracımı bulmaya, Efendimiz Hz. Muhammed (sav) şahitliğini yapan o avluya...

Nereye mi?

Talha Uğurluel’in kitabında şöyle tarif ettiği; Davud Peygamberin(as) fethettiği, Süleyman Peygamber'in (as) şekillendirdiği, Hz. İsa'nın (as) göğe yükseldiği, Hz. Muhammed (sav) Mirac'a yükseldiği yere, Kudüs'e..

Ah bilmediğimiz neler varmış, biliyor zannettiklerimiz hep eksik kalmış…

Sosyal medyada izlediğimiz o zulüm videoları dahi yarım bırakılmış, insan gidince meğer gönlü hep orada kalırmış.

Kudüs'ü burada daha ayrıntılı anlatmayı, yazmayı çok isterim fakat tarihçiler, rehberler yazarak ifade edebilmiş mi ki biz bunu başarabilelim. Elbette dokunuruz gönüllerin bam teline ama ötesini sorgulamak, görünmeyeni görmek, göstermek de gerek. Bizler için kutsal o mukaddes topraklarda sadece Sosyal Medya fedailiği yapmak, Özgür Filistin diyerek naralar atmak ve dahi ibadet etmek gidip görmek değil, maksat anlayıp anlatabilmek de olmalı. Ötesine geçebilmeyi bilmeli. Yalnızca sarı Kubbe’li o yerden ibaret olmadığını öğretebilmeli, önemini kavrayabilmeliyiz.

Oradan dönüşümde kendime söz verdim, yaptığım yapacağım söyleşilerimin bazıları Kudüs üzerine olacak… Olmalı ki hala Filistin nerede, bizim orada ne işimiz var, herkesin kendi ülkesi, bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığından çıkabilelim çıkarabilelim zihniyetlerimizi, aydınlatabilelim gençliği.

Velhasıl sizlere orada yaşadığım birkaç hatırayı paylaşmak istiyorum bu köşede, devamını ise davet edersiniz gelir konuşuruz, hasbihal eder dertleşiriz, belki eksikleri tamamlar, belki anlatırız ama Kudüs Davasını hep anlayan yüreğimizin derininde hisseden olmalıyız.

Neden mi?

Oralar çok mahzun, oralar çok kırgın, oralar çok öksüz… Şimdi sizlere anlatacaklarımı lütfen ne kadar teferruat varmış, gidip tehlikeye atılmaya ne gerek var, diye okumayın çünkü bizler gidersek bitecek çile, bizler sahip çıkarsak öksüz kalmayacak… Oralara sahip oluşu yalnızca Müslümanlar değil, insan haklarından nasibini alan herkes yaşayabilmeli.

İsrail - Tel Aviv Havalimanı’na indiğimizde başlamıştı aslında bizlere koyulan tepki, zira yan tarafta vize sırası bekleyen Yahudiler, bizden evvel işlerini bitirmişti bile. Vize kabinine geçtiğimizde kaşlar çatılmış bir vaziyete bürünmüşlerdi. İsteseler de istemeseler de o vizeyi vereceklerdi çünkü… Uzun sürse de işlemlerimiz sonunda hallolmuştu. Ziyaretlerimiz Peygamberler tarihi doluydu, Osmanlı yapıtlarıyla donanmış İsrail sokaklarında o yapıtlar lüks hotellere çevrilmişti. Otobüsten iner inmez ilk hüzün karşılıyordu işte bizi. Şaşırmıyorduk ki artık Yunanistan’da da yaşamıştım bu anı hele söz konusu İsrail ise…

Sokakları adımlarken camiiler vardı fakat rehberimiz ezanın yasak olduğunu söylüyordu belli aralıklarla yasaklandığını vurguluyordu. Bir düşünsenize mahallenizde camii var ve ezansız… ya da uzun bir süre ezanı duymadığınızı bir hayal edin… Ne kadar da şükürsüzüz…

Diyorum ya dostlar yazılası çok satır var oralarda anlatılacak çok yapıt…

Gelin Mescid-i Aksa’ya girişlerimizi anlatayım biraz da size…

Orada bizimle beraber bir iki tur grubu bdaha vardı bir tanesi yine Türkiye’dendi. Her sabah namazında elhamdülillah Mescid-i Aksa’yı dolduranlardan olduk ve İsrail Askerleri her sabah namazında istisnasız arama yaptı, kontorllerde bulundu.

Neyi arıyorlardı ki?

Değeri göğüs kafesimizin altında olan Kudüs Aşkımızı mı?

Al Bayrağımızı mı?

Bizim olana Biz’den bir şeylerle girişlerimizde ne fazla gelebilirdi ki onlara?

Aradılar aradıklarını bazen buldular bazen bulamadılar ama inat değil mi, bir sabah arka arkaya kafilemizden 25 kişiyi sebepsiz pasaportlarını alıp götürdüler, korkmadık! İstedikleri bu idi ama başaramadılar!

Sabah namazı vakitlerinde Mescid-i Aksa’yı dolduruşlarımızı çekemediler!

Sabah namazında düşmana korku salan ayak seslerimizi çekemediler!

Bakanlığımızın desteği ile ve rehberlerimizle arkadaşlarımızda mevcut olmayan sorunu çözdük ve biz programımıza devam ettik. Kafalarına estiğinde yolda durdurdular, kafalarına estiğinde Aksa’ya girişlerimizde Türk Bayrağı taşıyıp taşımadığımızı kontrol ettiler. Öylesine cesaret geliyor ki adımlarınıza anlatamam. Bundan önce izleyerek şahit olduklarımızı yaşayarak şahit olduk. Fakat Filistin başka! Biz üç günde böylesine dolmuşken, ana rahminden geldiği andan itibaren o havayı alanlar nasıl dolmasın! İmanla!

Bir de şu gözden kaçacak gibi değildi, ezan okunur okunmaz asker var demeden seccadesini serip namaza duran abiler! Bizlerse burada yatsının imsak vaktine dek zamanı var kılarız rahatlığındayız, oysa ne çok şey borçluyuz, neler yaşanıyor bizler bilmeden, ne kadar az şükrediyoruz? Orada El Halil şherinde , Hz. İbrahim (as) makamının olduğu yerde bir amca; sizler hep gelin size çok iş düşüyor derken, abdest almak için lavaboya girdiğimiz Filistinli teyze Türkiye Kardeş Türkiye diye kollarını açıp bizi karşıladı. Gerisini size bırakıyorum gönüldaşlarım…

Havalimanına dönüş için gelmiştik ve yine aynı arama bizleri bekliyordu. Keyiflerine göre bazı pasaportlara sarı etiket vurarak detaylı aramaya aldılar, onlardan biri de bendim ?? Valizi kendiniz mi hazırladınız, yanınızda silah var mı gibi (siz çoğaltın) sorular beni bekliyordu. Ardından didik didik aranan valizler ve çantalar!

Ne götürebilirdik ki oradan, neyden korkuyorlardı ki bu kadar? Her şey yerinde güzeldi ve biz yerinde sahip çıkmalıydık o emanetlere…

Sabredip güçlü olalım sahip çıkalım!

Not: Daha geniş konuşmak, daha çok şey paylaşmak için bir çay bir de davet kafi…

Dipnot: Çay benden DERT bizden olsun, derdimiz ve davamız daim olsun.

Selametle…

 

 

 

Davan+Yoksa+Okuma!
Yorumlar (0)

Diğer Makaleleri

Sevtap GÜLEN

14 MÜ ŞUBAT?

11 Şubat 2018 16:12 | Hit: 2.332

Sevtap GÜLEN Tüm Yazıları

Sevtap GÜLEN

BU YAZIYI OKU’MA!

03 Aralık 2017 14:05 | Hit: 2.745

Sevtap GÜLEN Tüm Yazıları

Sevtap GÜLEN

HAYDİ MÜSELLİM CEDİT’Lİ OLALIM

08 Ağustos 2017 09:09 | Hit: 2.492

Sevtap GÜLEN Tüm Yazıları

Sevtap GÜLEN

BELKİ ÜSTÜMÜZDEN BİR KUŞ GEÇER HALEP'E DEĞER

05 Nisan 2017 20:01 | Hit: 2.945

Sevtap GÜLEN Tüm Yazıları

Sevtap GÜLEN

ÇOCUKLAR NERDE?

05 Ağustos 2016 15:15 | Hit: 2.389

Sevtap GÜLEN Tüm Yazıları

Sevtap GÜLEN

SOR/ANLAR

05 Haziran 2016 16:43 | Hit: 2.886

Sevtap GÜLEN Tüm Yazıları