ÇOCUK OLMAMIŞ ÇOCUKLAR -----------------------------------------
Bu içerik 27 Kasım 2017 09:57 tarihinde eklendi ve 1.470 kez okundu

Yol, Keşan’a doğru ilerliyordu. Daha doğrusu, yolu takip eden araç… Yanına oturduğum Çingene çocuk, çocuk olmayan yüzünde bir toparlanma, telaş yaşadı. Daha da büzüldü, zaten kendi tarafında oturduğu koltuğa.

Belli ki yaşamın şartları ona, çocuk olmadan büyüklerin davranışlarını, tepkilerini öğretmişti. Sağ elinin üzerinde kocaman bir yara kapanmaya yakın, kabukları yarı kaşınmış, koparılmış pembemsi çirkinlikteydi.

Tekirdağ’dan gelip benim gibi Keşan’a gidiyor. Nerede kalıyorsun? Yurtta! Ailen var mı? Babam bonzai yüzünden hapishanede. Annen? Keşan’da! Görüşüyor musun? Bazen geliyor dolaşmaya.

İsmi Cüneyt! Çocuk olmadan büyük olmuş; belki de kadersel bir zorlamayla büyümeye bırakılmış; itilmiş…

Üst üste aynı soruyu sordum; Sizi yurtta iyi bakıyorlar mı? Evet! İki kez üst üste evet cevabı… Soğuk, sıcak olmayan bir evet… Araç Trakya’nın tarlalarının, dağlarının yakınından akıp gidiyor Keşan’a doğru.

Cüneyt, birkaç kez üst üste hapşırdı. Cebimde ki mendil paketinden bir tane beyaz mendil çıkartıp Cüneyt’e uzattım. Çocuk olmayan yüzünde bir hayret; temiz giyimli bir insanın ona temiz bin mendil uzatması! Belki de ilk kez yaşıyordu bu ilişkiyi…

Mendile uzun uzun baktı. Beyazlığının temizliğinde mi kayboldu? Yoksa onu bir hatıra mı kabul etti. Mendili, incitmekten korkan bir uğraş verdi. Mendile diğer elinle dokunup durdu. Elinin yarasını sordum. Motoru tamir ederken oldu, dedi. Çocuk olmadan, tamirci olmuş! Kim bilir daha neler oldu. Hangi eziyetleri gördü de ona devletin koruyucu eli uzanmış.

Aracın ön koltuklarından birinde bir kadın telefonla konuşuyordu. Giyim kuşamına bakılırsa ev hanımı, kasaba kültürüne tutunmuş bir insan. Her cümlesinin başında, sonunda veya ortasında; “ Rutin” kelimesini kullanıyor; aşağı rutin, yukarı rutin…

Keşen Otogarına indiğimizde İpsala’ya gidecek araçlara doğru ilerlerken arkamdan bir ses; “ İyi günler ağabey!”

Seslenen kişi, Cüneyt! Çocuk olmadan yaşlanan yüzün sahibi. Dönüp, iyi günler diledikten sonra, ona sahip çıkan Edirne Keşan Sosyal Hizmetler Merkezinin sıcak güvencesine; bir teselli sıcaklığına dokundum; her şeye rağmen…

 Kurumlar, kuruluşlar daha da çoğalmalı ve önemsenmeli. Kendine yetmeyen, kaderin, yaşamın zalimliğini, vurgununu yiyen her insan; birinci sınıf insan düşüncesiyle ağırlanmalı. Uygar devletin, büyük milletin, mazluma, yetersiz olana, mağlup olmuş, kaybetmişe verdiği vereceği en hakiki itibar, yarar; onu sıcak bir yuvanın, samimi, sevgi dolu milletin bağrına almak…

Cüneyt’e bir soru sormuştum; Okuyor musun? Evet ağabey! Ne olmayı düşünüyorsun büyüyünce? Polis!

Bu kurumların korumaya alınmış çocukları, polis, doktor, hemşire, mühendis, öğretmen; kısacası yaşama hizmet edecek her türlü mesleğin sahibi olmalı. Sosyal, vicdani ve ilmi değişim, böyle şekillenirse, milletimizin büyüklüğü, manevi kültürü; bir destan gibi; yayılıverir, tüm puslu, fırtınalı zamanların üzerine.

ÇOCUK+OLMAMIŞ+ÇOCUKLAR+-----------------------------------------
Yorumlar (0)

Diğer Makaleleri

Güven SERİN

ASSOSLU ÇOBAN

18 Ekim 2019 09:37 | Hit: 437

Güven SERİN Tüm Yazıları

Güven SERİN

KÖY OCAĞI

01 Temmuz 2019 15:11 | Hit: 445

Güven SERİN Tüm Yazıları

Güven SERİN

AMMAN AMMAN; OFF

14 Haziran 2019 09:43 | Hit: 595

Güven SERİN Tüm Yazıları

Güven SERİN

ESKİ ve YENİ BAYRAMLAR

08 Haziran 2019 12:55 | Hit: 566

Güven SERİN Tüm Yazıları

Güven SERİN

AŞİYAN’DA BİR ŞAİR ve ŞAİRLER

12 Aralık 2018 13:57 | Hit: 1.493

Güven SERİN Tüm Yazıları

Güven SERİN

ÇIPLAK DAĞDA BİR GECE

25 Kasım 2018 12:35 | Hit: 1.232

Güven SERİN Tüm Yazıları