AŞK, ÇİNGENE BİR ÇOCUKTUR
Bu içerik 11 Ekim 2017 15:04 tarihinde eklendi ve 2.241 kez okundu
AŞK, ÇİNGENE BİR ÇOCUKTUR

Carmen; ah Carmen… Nice sevda filizlenir onun hayalinde! Dokunulmazdır, ulaşılmazdır onu Carmen yapan şey; o yüce edebi bir sevda…

Bir tütün işçisi doğumudur başlangıcı. Ve sonra, esas olana, baştan beri dışlanmış olup, edebiyatın kucaklarını sonuna kadar açtığı “Çingene Kıza” dönüşür.

Edirne İpsala’nın en büyük eğlencesi olan şeydi güz zamanı panayırları. Çadırlar, hediyelik eşyalar, dönen sandalye ve hareketli, eğlenceli kayıklar. Tahta halkalarla sigara paketlerini avlamaya çalışmalar, makyajı ve gizemi can yakan çingene kızların saçma doldurduğu silahlara yaklaşan delikanlılar…

Erotik gösteri yapılan çadırlar; anlaşılmayan bir sanatın estetik, içgıcıklayıcı ve öğretici oyunları, Sümer okulları gibiydi. Yabanlığı, kabalığı, kısır döngüyü zorlayan; marifetli bir sürü sunum, hareket, şölen yaşanırdı, bol tozun, toprağın ve Şenay şarkılarıyla(Bu ne dünya kardeşim) yankılanan güz gecesi-geceleri yaşandığı diyarda.

Carmen, bir müzikal tiyatro olmaktan öte geçer. Toplumsal dışlanmayı, kenarda kalmanın birbirine sokulma ve farklı ve gizemli olanı ortaya çıkartma sanatının tümü, büyük eserin, eserlere başlangıcın ateşleyicisidir aynı zamanda.

Bu yüzden, büyük nice şarkının, bestenin ağrılığının, paha biçilmez oluşunun içinden sıyrılıp, dışa, bizlere, eğlencelerimize, kutlamalarımıza kadar ulaşır çingene şarkıları, besteleri. Josef Kooudelka’ın fotoğraflarında ki çingene çocukları, kız ve oğlanları; koyun koyuna sokulmuş canlıların en tabi halidir.

 Emir Kustirica’nın Time o the Gypsies-Çingeneler Zamanı filmi; damıtılmış insan manzaraları olmaktan başka bir şey değildir. Zorluklar, itilmeler; insan denen canlının kendi zanaatını ortaya, hünerlerini, buluşlarını yapmaya vakit ve evrimsel bir dönüşüm sağlar. Notre Dame de Paris Müzikali ve üç aşığının arasında kalmış Esmeralda’da, Geogres Bizet’in Carmen Operası, onun kalbi Carmen de hep aynı şeyi anlatır; Çingenelerin hikâyelerini…

Bizet’in gözlemleri, çingene kültürünün saf, yaşamsal süreçleri; çok anlaşılır ve değerli bir toplumsal ilişkiye dönüşür. Aşkın çingene bir çocuk olduğunu; yani, en fazla altı ay süren bir tutku; her çingene kızın değişime mecbur olduğu, sıkılmaya, zorlamaya gelemeyeceğinin sosyolojik tespiti değil de nedir? Marifet budur işte! Direnme; direnirken birbirine sokulma… Ve aynı zamanda tüm dünyada ki çingenelerin ortak dilidir; siyasete bulaşmamak…

Eğlencelerinden, zanaatlerinden vazgeçmemek… Israrla büyüttüğümüz, güçlü kılmaya çalıştığımız nice ahlaksal, geleneksel olayları; öyle bir yaşarlar ki; en trajik halde bile gülümser onların falları. Kâhinin en lanetli bakışları bile vazgeçirmez süsten, süslenmeden; cümbür cemaat seslerden, seslenişlerden. Carmen, sahnesinden defalarca seslenir yeryüzü insanına; “ Sevmezsen beni, severim seni. Seversen seni, benden sakın!”

 Çingene kızın sevdası, felsefesi budur işte! Sıkma beni! Zorlama! Ve zorlama dürtülerin, cilvenin, aşkın şartlarını! Bir karanfil, gül, mitolojide kalbe saplanan oktan daha etkilidir; göz kamaştırır, köle eder; kollamasan kendini…

AŞK ÇİNGENE+BİR+ÇOCUKTUR
Yorumlar (0)

Diğer Makaleleri

Güven SERİN

KÖY OCAĞI

01 Temmuz 2019 15:11 | Hit: 205

Güven SERİN Tüm Yazıları

Güven SERİN

AMMAN AMMAN; OFF

14 Haziran 2019 09:43 | Hit: 285

Güven SERİN Tüm Yazıları

Güven SERİN

ESKİ ve YENİ BAYRAMLAR

08 Haziran 2019 12:55 | Hit: 406

Güven SERİN Tüm Yazıları

Güven SERİN

AŞİYAN’DA BİR ŞAİR ve ŞAİRLER

12 Aralık 2018 13:57 | Hit: 1.325

Güven SERİN Tüm Yazıları

Güven SERİN

ÇIPLAK DAĞDA BİR GECE

25 Kasım 2018 12:35 | Hit: 1.069

Güven SERİN Tüm Yazıları

Güven SERİN

YOLCULUK (İnsanın Öncüsü Olan Özgürlük)

01 Ağustos 2018 19:11 | Hit: 1.164

Güven SERİN Tüm Yazıları