ÇİFTÇİLERİMİZ HUZUR VE BEREKET ELÇİLERİMİZ
Bu içerik 14 Mayıs 2016 16:23 tarihinde eklendi ve 2.769 kez okundu

Elleri nasır tutmuş, su toplamış ayakları,

Bölünmüş en güzel rüyası, yarım yamalak uykuları…

Gece gündüz, bahar güz! Hangi an durdurur onun yüreğindeki nimet aşkını? Hangi an bereketine engel, hangi an toprağın naif kokusundan uzaklaştırır ki onu?

Kendimden biliyorum çiftçi çocuğuydum ben. Uyanır uyanmaz koşarak gittiğimde yine bulamazdım babamı yatağında. Gün aydınlanmadan giderdi çünkü pirinç tarlamıza. Önce mızmızlanırdım beni neden almadı diye, sonra da akşam gelişini beklerdim ben de gideceğim ümidi ile… Yığınla emek, yığınla fedakârlık, kucak dolusu sevgi ve özveri ekerdi babam toprağa, aynı diğer çiftçilerimiz gibi o da ekerdi işte. Bulutun altına atardı tüm umudunu, yağmurlar yağsın diye dua ederdik bazen, bazen de yağmasın çeltik yatıyor diye, çok anlam veremezdim o zamanlarda bu işe. Hatta yağmur duasına çıkardı bazen belde sakinleri, ben ise birkaç ay önce yağmur yağmasın dediklerini hatırlar sual karmaşansa düşerdim yine. Ama anladım büyüyünce; her zaman diliminde farklı bereket, her anda bambaşka anlam yüklü olduğunu…

Hele tarla ziyaretleri için sokak oyunlarımı yarım bırakıp evin önünde babamı bekleyişlerim… Babam gelirdi hızla binerdim arabaya, o ne zaman çıkacak olursa olsun ben yerleşirdim araca ve gidene dek beklerdim.

Oradaki çamur kokusu, toprak, su boyundaki kurbağalar, uzun uzadıya sonsuz yeşilliğe bakarak kurduğum bucaksız hayaller, babamı tarlada göremeyince hissedilen bir anlık korku ve dahası… Ah bir de kanalın üzerine tahta koyar öyle geçerdi babam tarlanın olduğu tire. O bir cambaz edasıyla yürürken tahtanın üzerinde, hayranlıkla izler bir kez daha gurur duyardım babamla ben!

Bizi yetiştirir gibi, bir evladı gibi yani her tohuma farklı emek özveri gösterir, gecenin 3’ü bile olsa pijamalarıyla kurutma makinesine koşardı.

Artık bıraktı çiftçiliği babam ama ben bu satırları yazarken o hala tarladaymışçasına yazabiliyorsam işine verdiği aşktandır değil mi?

Bir haftadır beldemdeyim, o kadar tatlı bir telaş gözlemliyorum ki güzel Edirne’mde İpsala’mda… İşte diyorum Trakya’mdaki aşk, çiftçilerimizin yüreğindeki sönmeyen ateş, bolluk, bereket. Ülkemin her köşesinde ayrı ürün ayrı emek!

Baktığım gördüğüm, soframdaki en nadide ekmekte bin bir zahmet… Somuncu Baba filmine gittim geçtiğimiz aylarda, bir somun ekmekteki hem ilahi hem beşeri öyle duygular betimlenmişti ki şükrettim ve dua ettim hem çiftçilerimize, hem fırıncılarımıza, odun işçilerimize, ustalara… eli eteği değen her kesime, çok şükür bin şükür ve sonsuz hamd alemlerin Rabbine! Pişmek, yanmak, aşkla kavrulmak anlatılıyordu filmde önerimdir izlenilesi lakin bir de affınıza sığınarak ricam var size?

Oturduğunuz sofrada bir ekmeğe, bir sebzeye, bir tahta kaşığa gözünüzün alabildiği her şeye bakmayın, görün, hissedin. Çiftçinin emeğini, ustanın terini, şoförün yol yorgunluğunu, buğdayın dövülmüşlüğünü ve Rabb’in nimetlerini, kula verdiği gücü, yeteneği…          

Haftalar sonra kaleme yaklaştırmak istedim parmak uçlarımı ve misafir oldum köşemde sizlere, sürç-ü lisan ettiysem affola…

14 Mayıs 1946 Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonunun kuruluş tarihine binaen, tüm çiftçilerimize, emeği yüreği güzel insanlara saygıyla ve minnetle, kutlu olsun!

 

                  

                   

Yorumlar (0)

Diğer Makaleleri

Sevtap GÜLEN

Davan Yoksa Okuma!

16 Mayıs 2018 09:50 | Hit: 1.900

Sevtap GÜLEN Tüm Yazıları

Sevtap GÜLEN

14 MÜ ŞUBAT?

11 Şubat 2018 16:12 | Hit: 2.332

Sevtap GÜLEN Tüm Yazıları

Sevtap GÜLEN

BU YAZIYI OKU’MA!

03 Aralık 2017 14:05 | Hit: 2.745

Sevtap GÜLEN Tüm Yazıları

Sevtap GÜLEN

HAYDİ MÜSELLİM CEDİT’Lİ OLALIM

08 Ağustos 2017 09:09 | Hit: 2.492

Sevtap GÜLEN Tüm Yazıları

Sevtap GÜLEN

BELKİ ÜSTÜMÜZDEN BİR KUŞ GEÇER HALEP'E DEĞER

05 Nisan 2017 20:01 | Hit: 2.945

Sevtap GÜLEN Tüm Yazıları

Sevtap GÜLEN

ÇOCUKLAR NERDE?

05 Ağustos 2016 15:15 | Hit: 2.389

Sevtap GÜLEN Tüm Yazıları